İlk bilim fuarımız

Çocukların yaşamlarını büyüklerinkinden çok daha ilginç ve zevkli yapan özellik bir çok tecrübeyi ilk defa yaşamaları ve daha yaşayacak olmaları. Bebeklik dönemindeki ilk gülücük, ilk defa tek başına oturmak, ilk adımlar, ilk kelimeler çocuklar kadar anne babalar için de çok özel anlar tabi. Ne yazık ki bunları daha sonra hatırlayamıyorlar. Ama bu o an için heyecanlanmıyorlar demek değil. Defne’nin ilk adımlarındaki kahkahaları unutmak mümkün değil. Artık hatırlamasa da arada bir videosuna bakıp bebekliğindeki o gurur ve sevinci seyrediyor. Sonra yediği bir çok şeyin ilk defa tadına bakıyor. Biz büyükler böyle tecrübeler için uzak ülkelere gitmek zorundayız. Oysa mesela Derin daha ağzına kuzu eti, zeytin, fasulye, karnıbahar gibi bir çok şeyi koymadı. Belki de her yeni tecrübe her çocuğu heyecanlandırmıyor! Bir de ileriki senelerde gelecek ilkler var: İlk aşk, ilk kalp kırıklığı, ilk öpücük… Bunların hepsi anne babaları pek heyecandıracak şeyler olmayacak. Neyse, geçen hafta okulda yapılan bilim fuarı hem Defne ve Derin için hem de benim için heyecanlıydı. Haftalar önceden projeler seçildi. Defne tohumlardan çiçekler yetiştirmek istedi. Minik saksılara tohumları diktik.

Saksılar

Çiçek tohumlarıyla hızımızı alamayıp fasulye, barbunya, mercimek, domates, fesleğen, limon ve nar da diktik. Defne iki günde bir suladı. Fotoğraflarını çekti. En büyük tohum en çabuk büyür diye düşünüyorduk. Fasulye hepsine fark attı. Ayçiçeği de çiçeklerin birincisi oldu. Sonra bütün bunları bir panoya özetledik. Saksılarla birlikte okulun spor salonundaki yerimizi aldık
Pano

Derin’in ilk başta bir fikri yoktu. Ama Defne yapınca o da yapmak istedi tabi. O da deterjanlı sudan balon yapma projesini beğendi. İnternetten tarifleri bulduk. İnternetten önce nasıl yaşıyorduk biz? Çeşitli deterjanlı su karışımlarından üç tanesini seçtik.

1. 1/2 su bardağı bulaşık deterjanı, 2 bardak su, 2 çay kaşığı şeker
2. 1/4 bardak deterjan, 3/4 bardak su, 5 damla gliserin
3. 1 ölçü mısır şurubu (burada şeker yerine çok kullanılıyor, özellikle hazır satılan yiyeceklerde), 4 ölçü bulaşık deterjanı, 32 ölçü su

Ölçtük, karıştırdık. Hangisinin ne olduğunu unutmayalım diye gıda boyası da ekledik.

.ölçtük

Sonra Defne ve Derin bahçeye çıkıp üçünü de denedi.

balon

Bu deney de bir panoya özetlendi. Deterjanlı suları şişelere koyup okula götürdük.

Sonunda birer kurdele kazandılar. Diğer öğrencilerin yaptıklarına baktılar. Sabun köpükleri en çok yapılan projeydi. Ben gelecek sene için fikir beğendim: en uzağa giden kağıttan uçak modeli. Neredeyse masrafsız! Gerçi bir şişe deterjanın fiyatı da çok uygundu. Defne’nin projesinin bütçesi biraz daha fazlaydı. Saksıları ve beş paket çiçek tohumunu satın aldık. Ama çiçekleri bahçeye dikeceğiz. Ziyan olmadılar yani.

okul içinde yayınlandı | 2 Yorum

Üstün Yetenekli Çocuklar

Geçenlerde bir başka blogda üstün yetenekli çocukların anne babalarına yönelik bir seminer duyurusuna rastladım. Seminerden çok dikkatimi çeken konuşmacılardan Bahar Eriş’in kitabının ismiydi: Her Çocuk Üstün Yeteneklidir. Kitabı okumadım ama içindekileri- kitabın özetinde gördüğüm kadarıyla- değişik kitaplarda okudum, biliyorum. Benim derdim içeriğiyle değil aslında. Anladığım kadarıyla çok faydalı ve Türkçe başka kitaplarda olmayan bilgiler var. Benim derdim kitabın başlığıyla. Her çocuk üstün yetenekli değildir. Her insanın uzun boylu olmadığı gibi, güzel veya yakışıklı olmadığı gibi. Herkesin özünde iyi olmadığı gibi. Herkes aynı olsa zaten insanları ayırmak için bütün bu sıfatlar olmazdı. Her çocuğu doğru eğitimle başarılı birer insan olarak yetiştirmek onları baştan itibaren eşit tutmakla olmaz. Herkes eşit haklara sahip olmalıdır ile herkes aynıdır birbirine denk söylemler değildir. İnsanlar arasındaki farklılıkları görmezden gelmenin kimseye faydası yok. Her çocuk yeteri kadar ilgi ve zamanla her şeyi öğrenebilir söylemi de yanlıştır. Benim annemin 20 sene ısrarına rağmen piyano çalmayı öğrenememem gibi. İnsanların dış görünüşleri olduğu kadar karakter özellikleri ve zekaları da çok büyük bir ölçüde genleriyle belirlenmiştir. Evet, hayatımız kocamak bir piyangoyla başlıyor! Bunu destekleyen ikizler üzerinde yapılmış bir çok araştırma var. Aslında bunu anlamak o kadar da zor değil. Hepimiz aslında etrafımızdaki insanların bazı konularda zayıf, bazı konularda daha yetenekli olduğunun farkındayız.  Şanslı doğmak ilerde mutlu veya başarılı olmanın garantisi de değil elbette. Ama çocukların farklılıklarına saygı duymak onlara eşit imkanları sunmak için bir ön şart. Her çocuk iyi olduğu konularda geliştirilmeli, zayıf olduğu konularda desteklenmeli. Bu her çocuk üstün yeteneklidir diye bir söylemle başarılamaz.

Şu IQ (Zeka Katsayısı) dedikleri nedir ki? Dünyadaki tüm insanların zeka dağılımı bir çan eğrisine benziyor. Bu zekaya özgü bir şey değil. Yetişkinlerin boyları veya kiloları da çan eğrisi dağılımda. Maalesef insanların gelir dağılımı çan eğrisi değil. Doğal özelliklerin matematiksel dağılımları daha düzgün oluyor deyip konumuza geri dönelim. Bu zeka eğrisinin ortalamasını 100, standard sapmasını da 15 olarak ayarlayınca (biraz matematik gerekiyor burada) zeka dağılımı aşağıdaki gibi olur.

IQ

Bu sayılar zeka testleri için standard olarak kabul edilir. Nüfusun yüzde yetmişine yakınının (%68.26) zeka katsayısı 85 ile 115 arasındadır. Üniversite öğrencilerinin zeka katsayıları yaklaşık 115-124 arasındadır. Bunlar genelde “akıllı” dediğimiz insanlardır. Zeka katsayısı 125-134 arası insanlar yüksek lisans veya doktora yaparlar, doktor, avukat gibi eğitimi daha uzun süren mesleklere yönelirler. Bu insanlar nüfusun tamamına oranla üstün yeteneklidirler. Zeka katsayısı 135 ve daha üstü olan insanlar çok üstün yeteneklidir. Hak ettikleri eğitimi alırlarsa mesela Nobel ödülü alırlar, devletleri yönetir, tarihi değiştirebilirler.

İlerde öyle olacak bir çocuğun ailesi veya öğretmenleri tarafından farkedilmesi ve kendine uygun bir eğitimi alması bu yüzden çok önemlidir. Bunu anlayabilmek için fazla karışık testlere çoğu zaman gerek yoktur. Böyle çocukları fark etmek o kadar zor değildir çünkü. Yaşıtlarından çok farklıdırlar. Bir anlamda yola erken çıkar, çok yol alırlar. Başka çocuklara öğretilmesi gereken bir çok şeyi kendi kendilerine öğrenebilirler. Bir çoğu okula başlamadan okumayı, yazmayı ve aritmetiği öğrenir. Bunları yapabilmeleri için annelerinin evde onlara okuma yazma alıştırmaları hazırlamalarına da gerek yoktur. Ama öğrenme isteklerini tatmin edebilmeleri için onlara yol gösterecek yetişkinlere, onları anlayacak öğretmenlere ihtiyaçları vardır. Onların karmaşık sorularını anlayacak ve cevaplayabilecek, o soruların cevaplarını araştırabilmeleri için onları yönlendirebilecek, onları daha çok düşünmeye sevk edebilecek konuları bilen, anlayan ve anlatabilen öğretmenlere ihtiyaçları vardır. Onları teşvik edecek, yeri gelince zorlayacak kendileri gibi sınıf arkadaşlarına ve onlara yol gösterebilecek yine kendileri gibi üstün yetenekli yetişkinlere ihtiyaçları vardır.

Çocuk olsun yetişkin olsun insanların yeteneklerini geliştirebilmek için kendilerini zorlamaları, yeni bir şeyler denemeleri ve çalışmaları gerekir. Üstün yetenekli çocukları zaten bildikleri şeylerin öğretilmeye çalışıldığı bir ortamda -yaşıtlarıyla aynı sınfta- tutarsanız yazık olmaz mı? Bu hem çocukların kendileri için hem de yaşadıkları toplum için kaçırılmış bir fırsattır.

okul içinde yayınlandı | 9 Yorum

Defne’nin biyografi ödevi

Amelia EarhartÖnümüzdeki iki hafta Defne’nin sınıfında öğrenciler birer biyografi okuyup özetini çıkaracaklarmış. Defne’nin de hafta sonu kendine okuyup öğreneceği birini seçmesi gerekiyormuş. Taylor Swift’i istemiş ama onun kitapları kütüphaneden alınmış bile. Sonunda herhalde bir Taylor Swift kitabı satın almak zorunda kalacağım ama ben yine de kızıma başka alternatifler ürettim. Mutlaka kadın istiyormuş. İnternette araştırıp bir liste çıkardım. Bakalım bunlardan birini beğenecek mi? Liste alfabetik. Doğal olarak Amerikalı ve İngiliz (dil sebebiyle) kadınlar çoğunlukta. Bağlantılar Wikipedia’nın (İngilizce) sayfalarına gidiyor; Defne açıp bakabilsin diye.

Florance NightengaleMadeline Albright (politikacı-diplomat, 1937- , Amerikalı)
Jane Austen (yazar, 1775-1817, İngiliz)
Maria Callas (opera sanatçısı, 1923-1977 , Yunanlı-Amerikalı)
Agatha Christie (yazar, 1890-1976, İngiltere)
Coco Chanel (modacı- iş kadını, 1883- 1971, Fransa)
Cleopatra (devlet yöneticisi, İ. Ö. 69 – İ. Ö. 30, Mısır)
Marie Curie (bilim insanı, 1867- 1934, Polonya-Fransa)
Amelia Earhart (pilot-maceraperest, 1897- 1934, ABD)
J. K. RowlingAnne Frank (yazar- ırkçılık kurbanı, 1929- 1945, Almanya doğumlu)
Jane Goodall (bilim insanı, 1934- , İngiltere)
Audrey Hepburn (sinema sanatçısı, 1923- 1993, İngiltere)
Dorothy Hodgekin (bilim insanı, 1910-1994 , İngiltere)
Estée Lauder (iş kadını, 1906-2004, ABD)
Madonna (şarkıcı,1958- , ABD)
Marie CurieFlorence Nightengale (hemşire, 1820-1910 , İngiltere)
Sandra Day O’Connor (yüksek mahkeme hakimi, 1930- , ABD)
J. K. Rowling (yazar, 1965- , İngiltere)
Harriet Beecher Stowe (yazar, 1811-1916, ABD)
Rahibe Teresa (rahibe, 1910-1997, Arnavutluk-Hindistan)
Kraliçe Victoria (devlet yöneticisi,1819-1901 , İngiltere )

Bu kadar seçenek yeter herhalde. Başarılı ve lider kadınlardan bahsetmişken bu aralar buralarda çok konuşulan yeni bir akım var: Ban Bossy. Türkçesi “patronluk taslayan (bossy) terimini yasaklayın.” Kız çocukları etraflarındakileri yönetmeye çalıştıklarında bazen patron kesiliyorlar. Başkalarının yanlışlarını düzeltmeye ve ne yapacaklarını söylemeye başlıyorlar. Biraz anne oluyorlar yani. Genelde de etraftan bu davranışları için tepki alıyorlar. Derin’in sınıfında öyle bir kız var. Arkadaşlarına, bana ve hatta öğretmenine bile ukalalık ediyor beş yaşındaki haliyle. Genelde de bunu yüksek sesle yapıyor. Şimdi bu davranış uyarıyı hak etmiyor mu? Bu tip kızlar için bossy kelimesi çok kullanılıyor. Bu hareketin söylemi, kızlar olumsuz bossy gelimesiyle eleştirildiklerinde liderlik istekleri ve gelişimleri engelleniyormuş. Doğru kelime nedir bilemem ama liderlik, insanları etkisi altına alıp yönetebilme yeteneği, bağırarak, arkadaşlarının kalbini kırıp onları küçük düşürerek geliştirilmemeli. Sonuç olarak kız çocukların (ve de erkek çocukların) yanlış davranışları için uyarılmaları gerektiğini düşünüyorum. Bu uyarı her zaman doğru kelimelerle ve hata yapanı incitmeden olmalı elbet. Bu sitede ayrıca yeni nesilde kadın erkek eşitliğini geliştirecek, kız çocuklarla erkek çocukların yetiştirilirlerken geleneksel kalıplara sokulmalarını engelleyecek yararlı tavsiyeler var. İsterseniz bir göz atın.

okul içinde yayınlandı | 1 Yorum

Tersten okuma

Tersten okumaDefne’nin oyun kitaplarından birinde sağdan sola ayna görüntüsünde yazılmış cümleler vardı. Sanıldığı kadar kolay değil okumak. Defne okurken farkettim ki harf harf okumaya çalıştığı için İngilizce’de çok zorlandı. Sanki İngilizce kelimeleri Türkçe gibi okuyordu. Bazılarını yazıp bir daha okudu. Ben de madem Türkçe gibi okuyor, o zaman Türkçelerini hazırlayayım dedim. Bir taşla iki kuş misali cümleleri atasözlerinden seçtim. Deniz iki hafta önce Türkiye’ye gidip geldi. Gelirken çocuklara Resimli Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü getirmiş. Oradan seçtim. Cümleleri okuduktan sonra ne demek istediklerinden bahsedeceğiz.

okuma yazma alıştırmaları içinde yayınlandı | Tagged , | 2 Yorum

Mantık Oyunları

Geçen hafta çocuklar için satranç kitabı ararken bir bulmaca kitabı buldum. İçinde iki hamleli satranç problemlerinden başka benim çocukken çok sevdiğim mantık bulmacalarından vardı. Bir çeşit kim, kiminle, nerede, ne yapıyor oyunu. İpuçlarını takip ederek eşleştirmeleri buluyorsunuz. Eskiden gazetenin pazar ekinde çıkardı. Bir de Türk Hava Yolları’nın Skylife dergisinde. O derginin gezi yazıları da çok güzeldi. Yine nostaljiye daldım batıyorum. Mantık OyunlarıNeyse, Derin’le bir iki tane bu mantık bulmacalarından yaptıktan sonra aklıma çocukların yapabileceği kadar kolay Türkçe mantık bulmacaları hazırlamak geldi. İlki nasıl oynandığını öğrenmek için nispeten kolay. Beş seçenekli olanlar için biraz yardım gerekiyor. Tabi Türkiye’de yaşayanlar soruların cevaplarını zaten biliyor olabilirler. Bir taşla iki kuş misali matematik/mantık oyununun içine biraz da coğrafya/gezi sıkıştırdım. Anıtkabir, Sümela Manastırı, Aspendos, Efes hangi şehirde onu buluyorsunuz. Bir de İstanbul’da nerede ne yenir oyunu var: Bebek’te dondurma (ben Mini’de gül lokumlu dondurmayı seviyorum), Ortaköy’de kumpir, Taksim’de döner. Yalnız gecenin on birinde internette döner resimi arayınca çok fena acıkıyor insan!

Matematik, okuma yazma alıştırmaları içinde yayınlandı | Tagged | 6 Yorum

Çocuklar için görgü kuralları

Geçenlerde çocuklarla sofra kurallarından bahsediyorduk. Derin sürekli ağzını koluna siliyor. Defne de meyva suyunu ısrarla çorba gibi kaşıkla içiyor. Biri de tuza uzanıyım derken öbürünün meyva suyunu masaya dökünce sofra adabı sohbetinin vakitinin geldiğini anladık. Önce babaları onlara nelerin yapılmaması gerektiğini sırayla gösterdi: Gürültüyle ağzının içini gösterek salatasını çiğnedi. Güzelce höpürdeterek kolasını içti. Ağzını bir güzel kazağına sildi. Kendi yaptıkları şeyleri babaları yapınca çocuklar gülmekten kırıldılar. Evet, ağızları doluydu! Gülmeleri bitip ağızlarındakini yuttuklarında sofrada neleri yapmamaları gerektiğini konuştuk. Birden bire olmuyor tabi. Her akşam tekrar bahsi geçiyor. Sofra adabından bahsettikten sonra diğer görgü kurallarından da konuştuk. Ben de konuştuklarımızı oturup yazdım.

Çocuklar için görgü kuralları

seahawksMavi ve yeşil renk seçimi pazar günkü Amerikan futbolu maçıyla alakalı. Bizim tuttuğumuz takım Seahawks final oynuyor :-)

çocuklar büyürken içinde yayınlandı | 7 Yorum

Bildiğimiz kitap 2 – Elektronik kitap 1

Harry Potter serisinin kitaplarıDefne ve Derin’in Kindlelarından (elektronik kitap okuyucu) bahsetmiştim. İkisi de çok seviyorlar. Defne bir ara elinden bırakmıyordu. Bütün arkadaşlarıma da tavsiye ettim çocuklarına alsınlar diye. İki hafta önce Defne Harry Potter serisinin 7. ve son kitabını (sonunda!) bitirdi. Sabah, öğlen, akşam, yemekte, arabada, her yerde okuyordu. Sonuna yaklaştıkça bir an önce bitirme isteğiyle elinden bırakamadı Kindle‘ını.  Çocuğuma “Yeter artık, okuma artık!” diyeceğim hiç aklıma gelmezdi.

Fakat sonra hiç tahmin etmediğim bir şey oldu. Bütün kitapları okuyup bitirdikten sonra kitapların bazılarını tekrar okumaya başladı. Ama bu sefer normal kitaplardan, sayfaları çevirerek. Hatta aynı anda birkaç kitabın içinden beğendiği bölümleri okuyor. Bütün seri başucunda duruyor. Deniz’in Defne Kindle’dan kitap okumaya başladığında “O kitapları boşuna almışsın,” dediği kağıt kitaplar Defne’nin elinden düşmüyor!

Elektronik kitap basılı kitabın yerini tutamaz. Sayfalarını çeviremezsiniz. Beğendiğiniz yeri tekrara okumak için kolayca arayıp bulamazsınız. Elektronik kitaplarınızı çocuklarınıza ve torunlarınıza bırakamazsınız. Sahaflarda eski elektronik kitap bulamazsınız. Elektronik kitaplar evinizi güzelleştirmez; rafları dolduramaz. Ben kitap çok seviyorum. Sadece okumayı değil kitapların kendilerini seviyorum.

Defne'nin Kitaplığı

Kitapçılarda vakit geçirmeyi, dedemin kitaplarını okumayı, kitaplarımı raflara tekrar tekrar dizmeyi, evi kitaplarla dekore etmeyi seviyorum.

Evet, seyahatlerde, uçakta elektronik kitaplar çok pratik oluyorlar. Ama evde elime bir kahve aldığımda kitaplığımın karşısına oturup kitabımı diğerlerinin yakınında okumak daha zevkli oluyor.

www.booksaboutturkey.com

Çocuklarım da benim gibi kitapları sevsinler istiyorum. O yüzden bütün dağınıklığı göze alarak durmadan eve kitap alıyorum!

blog içinde yayınlandı | 9 Yorum

Sesli kitap

Defne ve Derin kitap dinlemeyi çok seviyorlar. Özellikle gece yattıklarında kitap okuyamayacak kadar uykuları geldiğinde ışıklarını söndürüp Kindle‘larında kitap dinliyorlar. Defne son altı aydır Harry Potter serisine dalmış vaziyette. Kitaplarını okuyor, kitapları bitince filmlerini seyrediyor, uyumadan önce de kitapları dinliyor. Derin ise bu aralar Keloğlan masalları dinliyor. Babaları nereden bulup indirmiş bilemiyorum. Bilemiyorum çünkü Türkçe sesli kitap satın almak bildiğim kadarıyla mümkün değil. Ben internetteki kitapçılarda aradım bulamadım. Sizin bildiğiniz bir kitapçı varsa lütfen söyleyin. İnternet köşelerinde aranmaktan kurtulalım.

Sesli kitap çok pratik. Arabada giderken, yolda yürürken, uyumak üzereyken ve müzik dinleyebileceğiniz her durumda aynı şarkıları tekrar tekrar dinlemek yerine kitap dinleyebilirsiniz. Gözleriniz de yorulmaz.  İngilizce kitaplarda seçenekler çok fazla. Çok satan bütün kitapların sesli kitapları da oluyor. İspanyolca kitapları da bulabiliyoruz. Ya satın alıyoruz, ya da kütüphaneden ödünç alıyoruz. Ama Türkçe kitap bulamıyoruz.

Geçenlerde Deniz’le (Defne ve Derin’in babaları) konuşurken aklıma ortaokulda bir körler okuluna yaptığımız ziyaret geldi. Türkiye’de bu okulların kütüphanelerinde sesli kitapların olabileceğinden bahsettik. Deniz de Milli Kütüphane‘nin internet sayfasına girip bakmış. Üyelik formunu doldurmuş. Tam sesli kitap alabileceği için sevinirken karşısına şu yazı çıkmış:

Milli Kütüphane

Neden Türkiye’de kitap dinleyebilmek için kör olmak gerekiyor? Okumayı bilmeyenlere, okumayı yeni öğrenen çocuklara, oturup kitap okuyacak vakit bulamayanlara, gözleri bozulmaya başlayan yaşlılara, haftanın on saatini arabasında veya otobüste trafikte geçirmeye mecbur olanlara, yurtdışında yaşayıp çocukları Türkçe öğrensin diye çabalayanlara, okumayı sevmeyen ama dinlemeyi sevenlere yazık değil mi? Neden mevcut bir kaynağı ülkede yaşayan insanların çoğundan saklamak gereğini duyuyorlar? Ben anlayamıyorum. Bu durumda babam bana “Çok Amerikalı oldun sen kızım” der herhalde. Anlamayacak ne var ki? Gözün görüyorsa aç adam gibi kitap oku!

blog içinde yayınlandı | 9 Yorum

Çocuk İstismarını Önleme Konusunda Çocuk Güvenliği Aktivite Kitabı

kapakÇocuk istismarı her ülkede önlemler alınmasını gerektiren bir sorun olarak karşımızda. Bu konuda çalışan uzmanlar fiziksel istismarın çok daha yoğun olduğunu, çocuklarımızın yarısının fiziksel istismar yaşayarak büyüdüğünü, istismarın yanısıra çok yaygın  bir ihmal konusunun olduğunu vurgulamaktalar. Her 3 kız çocuktan 1’inin cinsel istismara uğradığı ve bu verilere çocuk gelinlerin dahil edilmediği bir ülkemiz var.  Buna karşılık Türkiye’de çocuk istismarının önlenmesine ilişkin sesler her geçen gün biraz daha artıyor. Bu sadece Türkiye’nin sorunu değil; yurtdışında da bu konuda farkındalığın artmasına yönelik çalışan pek çok organizasyon var. Bundan bir süre önce yurtdışında yaşayan iki Türk anne, çocuklarının devam ettiği devlet okulunun yönlendirmesi ile,  çocuklarının ve kendilerinin çocuk istismarını önleme konusunda bilgilendirilmesini içeren bir programa dahil oldular. Bu programın (www.thechildcenter.org) çok yararlı olduğunu düşündükleri için bu süreci detaylı olarak bloglarına (www.onlineanne.com) taşıdılar. Ailelerin ve çocukların istismar konusunda bilmesi gerekenler konusunda çok aydınlatıcı buldukları bu programın gelir seviyesinden bağımsız Türkiye’deki her çocuğun da hakkı olduğunu düşünüyorlar.

Türkiye’de böyle bir programın, en azından bahsedilen çocuk aktivitelerinin yararlı olacağını düşünen öğretmenlerden, annelerden, hatta kurumlardan kaynaklara ulaşmak isteyen mailer aldılar. Bahsettikleri programdaki tüm bilgiler İngilizce ve Almanca olduğu için de bu bilgileri ellerinden geldiği kadar Türkçe bir içerik altında toplamaya çalıştılar. Böylece çocuklar ve ebeveynler için çocuk istismarı hakkında çocuklarımıza öğretmemiz gerekenleri içeren Türkçe bilgilendirici aktivite kitabını herkesin kullanımına açtılar.

Bu kitapçığın amacı, Türkiye’de büyük eksikliği bulunan bir alanda, bütçesi olan, geniş kapsamlı, devlet destekli, kurumsal bir proje ile somut adımlar atılana kadar, ebeveynlerin kendi çocukları için kullanabilecekleri bilgilendirici bir Türkçe konuşma malzemesi yaratmak. Kullandıkları referanslar kitapçığın en arkasında yer almakta. Bu kitapçığı buradan indirebilirsiniz.”Bu kitap nereden çıktı” konulu yazıların linklerini de aşağıda bulabilirsiniz.

Bu iki anne ulaşabildikleri herkesten “Bu kitapçığı beğenirseniz yayın”, “Beğenmezseniz bize neden beğenmediğinizi bildirin” ricasında bulunuyorlar. Ayrıca benzer bir projeyi daha küçük bir yaş grubu için uygulamaya koyan Kırmızı Biber Derneği’ni de (http://www.kirmizibiberdernegi.org/ketenhelvaprojesi.htm) destekleme çağrısı yapmaktalar.

Bu kitapçığı  çocuğunuzun algısına, yaşına, ihtiyaçlarına uygun olarak, zamanı geldiğini düşündüğünüzde, ister tek tek sayfalar halinde; isterseniz bir seferde bir 15 dakikanızı ayırarak kullanabilirsiniz. Bu konuyu sadece cinsel taciz boyutunda değil, çocukların kendi haklarını ve hakları ellerinden alınırsa yapabileceklerini öğrenmesi olarak düşünmek mümkün. Ve bunu aileler de, öğretmenler de çocuklara öğretebilir. Elde olan bu kaynağı  kendi filtrelerinden geçirerek çocuklarının gelişim düzeyine ve ihtiyacına göre kullanmak ailelerin insiyatifine kalmış. Ulaşabildiğiniz aileleri de bu kaynaktan haberdar etme kararı da sizlere… Yararlı görürseniz paylaşmanız, ama yararlı görmezseniz de “beğenmedik çünkü…” diye bir ses vermeniz dileğiyle…

Bu konudaki yazılar:
Çocuk İstismarı Konusunda Çocuklara Öğretilmesi Gerekenler (http://www.onlineanne.com/2012/11/18/cocuk-istismari-konusunda-cocuklara-ogretilmesi-gerekenler/)
Çocuk İstismarını Önleme Konusunda Yapabileceklerimiz (http://www.onlineanne.com/2013/12/09/cocuk-istismarini-onleme-konusunda-yapabileceklerimiz/)
OLA ile Onbeş Dakika: Çocuk İstismarı Güvenlik Aktiviteleri  (http://www.onlineanne.com/2013/12/09/ola-ile-onbes-dakika-cocuk-istismari-guvenlik-aktiviteleri/)
Çocuk Güvenliği Aktivite Kitabı hakkında sık sorulan sorular (http://www.onlineanne.com/2013/12/12/cocuk-guvenligi-aktivite-kitabi-hakkinda-sik-sorulan-sorular/)

çocuklar büyürken içinde yayınlandı | 3 Yorum

Yılbaşı ağacımızı süsledik

Bu seneki yılbaşı ağacı temamız ülkeler. Son iki aydır Derin coğrafyayla pek ilgili. Daha çok Amerika’daki eyaletleri öğreniyor. Kindle Fire’da oynaması için ona Stack the States diye bir oyun almıştık. Merak oradan. Ben de biraz ufku genişlesin, ülke sınırlarının dışına çıksın diye yılbaşı ağacımızın temasını ülkeler olarak belirledim. Önce küçük bayraklar hazırladık. Kalın kartona bayrak resimleri yapıp

bayraklar

üstlerini simle kapladık. Evet, o simler evin her tarafına bulaştılar. Sonra ağacın tepesine koymak için internetten küçük bir dünya aldık. Onu da renklerine göre simle kaplayacaktık ama yılbaşından sonra da kullanabilelim diye vazgeçtik. Geçen sene ağacımıza mandaldan bebekler yapmıştık. Bu sene onlara değişik ülkelerden eklemeler yaptık. 10 santimlik bir bebeğe kazak dikmek insanın kafasını çok güzel dinlendiriyor.

Bebekler1

Meksikalı dansçıyı, şehzadeyi ve İngiliz askeri geçen sene yapmıştık. Kızılderili kızın ilham kaynağı American Girl bebeklerinden Kaya.  Rus kızı da Pottery Barn’ın bebeklerinden birine benzetmeye çalıştık.

Bebekler2Pembe ve mavi elbiseli kızlar aslında Filipinler’i ve Viyetnam’ı temsil ediyor. Defne onları Children Just Like Me kitabındaki resimlere bakarak yaptı. Viyetnamlı kızı yaparken koyu kahverengi yünümüz bitti. O yüzden saçlar kızıl. En sağdaki de Defne’nin kendisi. Ben ona kedili şapka, eldiven ve kaşkol yapmıştım. Dikkat ederseniz kızın şapkası kedi şeklinde.

Bebekler3

Bunların hepsi geçen seneden. İtalyan palyaço ve Türk kabadayı temamızı tamamlıyor. Balerin Rusmuş, Defne öyle dedi. Noel Baba ve Kardan Adam ise bunun bir yılbaşı ağacı olduğunu hatırlatmak için oradalar.

pegdolls4Kovboy buralı. Yanındaki Hürrem Sultan, saçları turuncu. İngiliz saray muhafızı Tayland’lı dansçı kıza eşlik ediyor. En son ışıklarımızı taktık. İki sene önce yaptığımız ay yıldızlı kırmızı topları da astık. Ve ağacımız bitti.

agac

Şimdi altına koyulacak hediyeleri bekliyor! Hediyeler arasında Avrupa haritası yapbozu, Stack the Countries oyunu ve bayraklı çıkartma kitabı var :-)

oyun-oyuncak içinde yayınlandı | 10 Yorum