İngilizce – Türkçe okuma

Çocuklar çok pratik düşünüyorlar. İşlerine gelen şeyleri çok çabuk öğrenip, ihtiyaç duymadıklarını hemen unutuyorlar. Defne ve Derin daha küçük oldukları için zamanlarının çoğunu bizimle beraber evde geçiriyorlar. Bizimle oldukları sürece de Türkçe konuşmaya ve öğrenmeye devam ediyorlar. Ancak okula başladıklarında İngilizce öğrenmek onlar için çok daha önemli olacak. Defne daha şimdiden evde pratik yapmak için kendi kendine İngilizce konuşuyor. Arkadaşlarıyla biraraya geldiklerinde hep İngilizce konuşuyorlar. Kardeşiyle de zaman zaman İngilizce konuştuğunda onu uyarmaya başladık. Ama açıkçası daha ne kadar evde Türkçe konuşmaya devam edeceklerini bilemiyorum.

Pek yakında okula başladığında İngilizce kelime haznesi hızla büyürken Türkçe kelime haznesi aynı hızda artmayacak. Okumayı öğrenmesini istememim en büyük sebeplerinden biri bu. Eğer Türkçe okuyabilirse, arada bir Türkçe kitap okumak isteyebileceğini düşünüyorum. Okuyarak kelime haznesini zenginleştirmeye devam edebilir. Okulda öğrencilerimden biri bana ailesinden öğrendiği Rusça için “mutfak Rusçası” demişti. Ev konuşmalarından öteye gidememiş. Okuyabilmek bir dili ilerletebilmek için şart.

İlk önceleri Türkçe okumayı önceden öğrenirse okula başlayınca İngilizce okumaya daha iyi konsantre olabileceğini düşündüm. Bir amacım da Türkçelerinin -en azından bir süre daha- İngilizcelerinden daha ilerde olmasını sağlamaktı. Ama şimdilerde görüyorum ki Türkçe okuyabilmesi İngilizce öğrenmesine yardımcı olabilecek. Harflerin sesleri temsil etmesi ve soldan sağa okumak iki dilde de ortak. Alfabelerdeki harflerin bir çoğu aynı. Ayrıca İngilizce’nin bütün eleştirilen kuralsızlığına rağmen bir çok sessiz harf Türkçedekiyle aynı sesi çıkarıyor. Ortak sessiz harflerde farklılık sadece c, g, j ve biraz da v harflerinde. Onları ve sesli harflerdeki diğer farklılıkları da kendi kendine çözebileceğini umuyorum.

Türkçe okumaya başladığından beri İngilizce yazıları da okumaya çalışıyor. Bir çok kelimede hayal kırıklığına uğruyor. Etrafında gördüğü yazıları okuyamamak okumanın pratik yanını ortadan kaldırıyor. Sadece evdeki hikaye kitaplarını ve annesinin hazırladığı oyunları yapabilmek için okumayı öğrenmek biraz gereksiz geliyor olabilir Defne’ye. O yüzden yavaş yavaş İngilizce okumayı öğrenmeye de başlamalı.

Bir süredir babasıyla her akşam İngilizce kitap okuyorlar. Bu gün beraber “Go, Dog, Go!” kitabını okuduk. Kısa kelimelerin çoğunu okudu. Biraz farklı çıksa da ilk sesler sonunda hangi kelime olduğunu çıkardı. Zaten hikayenin çoğunu biliyor. Arka arkaya aynı kitapları okumak da hoşuna gidiyor. Kelimelerin bir kısmını ezberden, bir kısmını tahmin ederek veya resimlerden çıkarıyor.

Bütün bunlara rağmen bir kaç sene sonra Defne’nin İngilizcesi Türkçesini geçecek ve İngilizce düşünmeye başlayacak. Umudumuz bizimle ve Türkiye’deki ailemizle düzgün bir Türkçeyle konuşmaya devam etmesi.

Reklamlar
Bu yazı çok dilli yaşam içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s