Defne’nin okulunda

Dün Defne’nin okulundaydım. Her gün bir anne veya baba öğretmenlere sınıfta yardım ediyor.
Genelde elişi ve resim odasında duruyorum. Yemek yemeden önce ellerini yıkıyorlar mı diye kontrol edip yemeklerini bitirdikten sonra çöpleri doğru kutulara atıp atmadıklarına bakıyorum. Dün yemekte patlamış mısır vardı. Çocuklardan kalanlardan ben de biraz yedim. 🙂 Resim ve elişi yaptıklarında isimlerini yazmalarını hatırlatıyorum. Yaptıklarını da kurusunlar diye tepsilere diziyorum. Dün bir renkli pirinç havuzu vardı. Döktüklerini süpürmelerine yardım ettim. Ben faraşı tuttum, Naomi pirinçleri süpürdü. Yapacak bir şey olmadığı zaman da çocuklarla sohbet ediyorum. Geçen sefer gittiğimde kitap okumuştum.
Bu hafta sağlık ünitesini işliyorlardı. Dersin sonunda kendi resimlerini yaptılar. Öğretmenleri Retha ve ben teker teker hepsine “Kaç yaşındasın?” ve “Bebekken yapamadığın ama şimdi yapabildiğin ne var?” diye sorduk. Verdikleri cevapları yaptıkları resimlerin yanlarına yazdık. Bana gelen cevaplardan bazılar: yazıyorum, yürüyorum, kendi kendime giyinebiliyorum, biberondan süt içmiyorum, okuyorum ve koşuyorum. Dersin sonuna doğru öğretmenlerinden Karen kaç kişinin dişlerinin döküldüğünü sordu. Sınıfın çoğunluğunun dişleri hala duruyormuş ama yaklaşık üçte bir bir dişinin sallandığını söyledi. Dört öğrencinin de bir dişi düşmüş bile.
Bu sınıftakilerin hemen hemen hepsi gelecek sene okula başlayacaklar. Ama sınıfın en küçükleriyle (Defne gibi) en büyükleri arasında neredeyse bir sene var. Buradaki okullar doğum tarihi 31 Ağustos’tan önce olanları kayıt ettiriyor. Yani Defne gibi Haziran sonu doğumlular sınıflarının en küçüklerinden oluyor. Bu yaşlarda da bir sene çok farkediyor. Bu konuda çok yazılar, yorumlar var. Malcolm Gladwell’in Outliers adlı kitabında buz hokeyi oynayan çocuklardan bahsediyor. Nasıl yaşça büyük olanların (ay farkıyla) daha başarılı olduklarını anlatıyor. Buna benzer akademik anektodlar da var. Peki ne yapacağız şimdi? Kızımın doğum tarihini değiştiremeyeceğime göre bu konuya kafamı takmayacağım. Sınıfın en küçüğü olmak dünyanın sonu değil. En azından benim için öyle değildi 🙂
Reklamlar
Bu yazı okul içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

3 Responses to Defne’nin okulunda

  1. Anonim dedi ki:

    Ebrucuğum çocuklarını erken yaşta eğitebilmek için gösterdiğin gayret ve çabalar takdire şayan.Bu sayede çocukların bülbüller gibi Türkçe konuşacaklar.Ayrıca okulda uygulanan sistem de okul-öğrenci-veli paylaşımı ve işbirliği açısından ne kadar faydalı bir yöntem.Keşke bizimkiler de bunu örnek alsalar ve uygulasalar.
    Prenses Defneyi çok öpüyorum ve hep mutlu ve başarılı olmasını diliyorum.
    Sevgilerimle
    Ruzan

    • defnesmom dedi ki:

      Teşekkür ederim Ruzan Teyze. Konuşuyorlar valla. Küçük bülbül (Derin) bu aralar pek susmuyor zaten.
      Ebru

  2. Geri bildirim: Derin’in okulunda | Defne'nin Annesi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s