Evdeki dili okula götürmek

Charmian Kenner‘in  İki Dilde Okur-Yazar Olmak adlı kitabını çok beğenince Home Pages (Ev Sayfaları) kitabını da alıp okudum. Yazar bu kitapta da yine Londra’da bir anaokulunda iki dille büyüyen çocuklar hakkındaki gözlemlerini anlatıyor. Okulun öğretmeniyle birlikte geliştirilmiş bir sene süren bir projeden bahsediyor. Evde İngilizce’den farklı bir dil konuşan çocukların evlerinden kendi dillerinde yazılmış kaynaklar getirip bunları okulda nasıl kullandıklarını anlatıyor. Kitabın kapağındaki Hürriyet gazetesi ve oradan kesilmiş resme dikkat! Resim siyah beyaz ama Vakıfbank acaba hangi takıma reklam veriyordu o senelerde?

Kitapta bahsedilen çocuklar okulda İngilizce öğrenirken, evde ailelerinden kendi dillerinde okuma ve yazmayı da öğreniyor. Bazı aileler -bizim gibi- bunun için özel bir çaba sarfediyor. Bu kitapta da çocuklarına değişik alfabeleri öğretenler, hafta sonu ana dillerini öğrenmeleri için okullara gönderenler var. Ama bir çok çocuk kendi dillerinde okumayı ve yazmayı konuşmayı öğrendikleri gibi ailelerinden görerek öğreniyorlar. Eve her gün Türkçe gazete gelince, çocuklar da büyüklerin okuyup günlük olayları tartıştıklarını görünce kendileri de çaba sarfedip öğrenmeye başlıyor. Londra gibi kozmopolit bir şehirde aynı ülkeden gelen göçmenlerin bir arada yaşadığı mahalleler  var. Türk mahallesine gidince bakkalı, restoranı, komuşuları tanıyorlar. Orada yaşayan Türk çocukları için Türkçe konuşmak hem evdeki hem de dışarıdaki sosyal hayatlarının bir parçası.

Bizim buradaki durumumuz biraz farklı. Türkçe sadece evde ve diğer Türk ailelerle görüştüğümüz zaman kullanılıyor. Bir iki Türk restoranı ve evler dışında çocuklar Türkçe konuştuğumuzu duymuyorlar. Türkçe yazı ise ev dışında hiç yok. Evde de sadece kitapların bir kısmı Türkçe. Kitapların çoğunluğu, gazeteler, dergiler hep İngilizce. Yemek ambalajlarının üstleri, oyuncak paketlerindeki yazılar, sokaktaki işaretler ve diğer her şey de tabi İngilizce. Biz ne kadar çaba sarfedip evi Türkçe resimli hikaye kitaplarıyla doldurmaya çalışsak da eminim çocuklar bunu yapaylığının farkında. Bizim için Türkçe sadece ailemizin dili. Evde kendi aramızda ve Türkiye’deki akrabalarıyla konuşmak için kullanıyorlar. Defne okumanın da çok gerekli olmadığının farkında. Biz de eve Hürriyet gazetesi almayı düşündük, bizi biraz daha Türkçe okurken görsün diye. New York’tan günlük postayla gönderiyorlarmış.  Buraya gelene kadar 2-3 gün geçer. İnternette tazesi varken, tarihi geçmiş gazeteyi kim okur ki? Onun yerine şimdilik evdeki Atlas dergileriyle idare edeceğiz. Hepsini salona taşıdım, sepete yerleştirdim. Arada bir bakıyoruz. Şimdi internetten bulabildiğim Türkçe televizyon programlarına bakıyorum. Evde televizyonumuz yok ama arada bir bilgisayarda seyredilebilecek çocuk programları, filmler falan. Bize de iyi gelir. Özledik memleketi. Yavaş yavaş da unutmaya başladık.

Reklamlar
Bu yazı çok dilli yaşam içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s