Dillerin değerleri

Sürekli çocukların bildikleri diller arasında bir denge kurmaya çalışıyoruz. İngilizce’nin önemi ve yeri tartışılmaz. Biz çocuklarımıza Türkçe öğretsek de burada yaşadığımız için onları Amerikalı yetiştirmek zorundayız. İngilizce her gün kullandıkları esas dilleri oldu ve olacak. İngilizce’de iki ayrı terim var anadil yerine geçen. Biri mother tongue. Tam tercümesi anadil. Ben onlarla Türkçe konuştuğuma ve ilk benden onu öğrendiklerine göre anadilleri Türkçe. Diğeri ise native tongue veya native language. Yerel veya esas dilleri diyebiliriz. İnsanların kafalarının içinde var olan düşündükleri dil. Defne kendi kendine sürekli İngilizce konuşuyor. Derin de yakında başlar herhalde.  O yüzden diğer anadilleri de İngilizce. İspanyolca -ki neredeyse doğdukları andan itibaren duyup öğrendiler ve (eminim ki) aksansız konuşuyorlar- bir şekilde üçüncü plana atılmış durumda. Bu hafta bu konuda çabaladık.

Amerika Birleşik Devlerleri’nde İspanyolca konuşmak ve bilmek biraz Almanya’da Türkçe veya Türkiye’de Kürtçe bilmeye benziyor. Birincisi oldukça yaygın ama okullarda, medyada ve politikada aynı oranda öğretilmiyor ve kullanılmıyor. Almanya’da ailesinde Türk olmayan kaç kişi çocuğunun okulda ikinci lisan olarak Türkçe öğrenmesini ister? İkincisi İspanyolca bilenlerin neredeyse tamamı evlerinde kullanıldığı için anadilleri olarak öğreniyorlar bu dili. Bu ailelerin bir çoğu göçmen, göçmen çocukları veya torunları. Ve genel olarak ekonomik seviyeleri ortalamanın altında. İspanyolca’nın bu yüzden fazla makbul olmadığını bazen beş yaşında bir kız bile anlayabiliyor.

Defne’yi dadısıyla geçirdiği vakitler dışında İspanyolca konuşturmak mümkün değil. Sınıflarında Amerika’ya ailesiyle yeni gelmiş Meksikalı bir kız var. Okul başladığında hiç İngilizce bilmiyordu. Artık biraz öğrendi tabi. Ama nedense Defne öğretmeninin tercüme ricaları dışında onunla hiç (İspanyolca) konuşmuyor.

Defne’nin İspanyolca’ya olan ilgisini arttırmak için dün kütüphanenin düzenlediği İspanyolca hikaye saatine gittik. Önümüzdeki sekiz hafta boyunca da gitmeye devam edeceğiz. Orada hikayeleri anlatan hanımla da İngilizce konuştu. Ben anlamadığım için bana kibarlık yapıyor diyeceğim ama sanmam. Defne Amerikalı olduğunu her fırsatta üstüne bastıra bastıra söylüyor. Arada da annem ve babam Türk diye açıklama yapıyor. Onu İspanyolca konuşturabildiğimiz tek ortam seyehata çıktığımız zamanlar. İspanyolca konuşulan bir ülkede İngilizce konuşan birini bulamadığımız ve başımız sıkıştığında sağolsun bize yardım ediyor. Yakında Derin de okula başlayınca dadıya ihtiyaç kalmayacak. Biz bir şekilde bildikleri bu dili unutmalarını engellemek istiyoruz. Son çare olarak ben bu yaz İspanyolca kursuna başlıyorum. Bakalım bu yaştan sonra dil öğrenmek nasıl olacak?

Türkçe’nin İspanyolca gibi beraberinde taşıdığı bir sosyal yük yok buralarda. Ama yine de mesela Fransızca bilmek gibi insanları hayran bırakmıyor. Defne’nin sınıfında Fransızca bilen bir sınıf arkadaşı var. Öğretmenleri ona hayran. Bir kaç kere ona bazı kelimelerin Fransızcalarını sorduğunu duydum. Geçen haftalardan birinde de çocuklar ders sonunda bize teşekkür ediyorlardı. Benimle birlikte öğretmene yardım eden diğer anne Hollandalı. Bütün sınıf öğretmenin isteğiyle Türk ve Hollandalı anneye Fransızca teşekkür ettiler. Biz de birbirimize bakıp güldük.

İşin özeti yabancı bir dilin değeri iki şeye bağlı. Birincisi doğal olarak konuşulduğu ülkelerin dünyadaki diğer ülkeler arasındaki refah seviyesi ve statüsü. İngilizce, Fransıca, İtalyanca, Almanca bilmek iyi. Bir de bir dili para verip öğrenirseniz değerli. Çocuğunuzu özel Fransız okulunda okuttuysanız Fransızcasıyla hava atabilirsiniz belki. Veya İstanbul’da İspanyolcayı Cervantes Enstitüsünde öğrendiyseniz. Ama anne babanızdan öğrendiyseniz o kadar makbul değil işte. Seneler önce Güney Doğu’da gezerken bir çocuk yanımıza gelip bize rehberlik yapmıştı. Bana gururla “Ben üç dil biliyorum,” demişti. Annesinden Kürtçe, babasından Arapça ve okulda da Türkçe öğrenmişti. Ben de ona “Ben sadece iki dil biliyorum,” diye cevap vermiştim. Acaba şimdi neler yapıyordur?

Reklamlar
Bu yazı çok dilli yaşam içinde yayınlandı ve olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

4 Responses to Dillerin değerleri

  1. Ceylin'in Annesi dedi ki:

    Defne’nin Annesi.. Sizi tebrik ediyorum ve de takdir. O kadar güzelki çocuklarınıza kattıklarınız, onlara sunduğunuz imkanlar. Türkiye’de, daha doğrusu benim çevremde çocukların hepsi tek dil, ana dilini biliyorlar, ilkokullar artık bizde de iingilizce dersleri veirlmeye başlandı ancak ne akdar yeterli ve çocuklar kaç kelime bilyior tartışılır. Ancak maddi durumu iyi olup da, koleje gönderenlerin çocukları zaten küçüklükten itibaren ingilziceyele eğitim görüp büyüyorlar ve lisede hatta iyi okullarda henüz ortaokulda başlıyor ikindi yabancı dil eğitimi.
    Sizi okudukça Amerika’da yaşama isteğim yöle artıyorki…
    Ama artık 29’umdan sonra yerleşme imkanım olsa da hayalim gerçekleşse bile oraya ayak uyduramayıp hep yabancı kalacağım için o da olmaz 🙂

  2. Defne'nin Annesi dedi ki:

    Teşekkür ederim Ceylin’in Annesi 🙂 Ben özel okula gitmiştim ama sonradan öğrenilen dil doğuştan öğrenilen gibi olmuyor. Kızım benim İngilizcemi düzeltmeye başladı artık. Aksanım ona garip geliyor.
    Başka bir ülkeye yerleşmek hiç kolay değil. Biz ilk defa 1997’de geldik. Beş sene kalıp döndük. İkinci defa de 2005’te geldik. Bı sefer dönmeye niyetimiz yok. Ne kadar zaman geçerse geçsin yabancı kalıyorsunuz. Ben, kızıma sorarsanız Türküm, babama sorarsanız Amerikalı.
    Ebru

  3. ÇokBilmiş dedi ki:

    Ben ilk yabancı dilimi 11 yaşında Anadolu Lisesi hazırlık sınıfında öğrendim. Peşi sıra 2 yabancı dil daha öğrendim. Elbette hiçbiri anadilim seviyesinde değil. Ama akademik çalışmalar okuyabilecek ve mektup yazabilecek kadar iyiyim her birinde. Yani Türkiye’de de yabancı dil eğitimi iyi sayılabilir ama tabii belli bir azınlık için.
    Çocuklar açısından ise konuşarak ve dinleyerek öğrenmenin önemi büyük. Ama ben kendimi çocuğumla yabancı bir dilde konuşurken hayal edemiyorum. Bu konuda ne yapabilirim diye arayışlarım devam ediyor.

  4. Defne'nin Annesi dedi ki:

    Ben de çocuğumla yabancı bir dilde konuşmayı düşünemezdim ama yapanlar var.

    Büyük şehirlerde az da olsa yabancı öğrenciler var. Belki ortaokulda veya lisede okuyan, anadli İngilizce olan birini büyük abla veya abi diye eve getirebilirsiniz. Benim bildiğim Bebek ve Etiler civarında yabancılar için okullar var. Oralara yakın oturuyorsanız olabilir. Veya Anadolu Lisesi veya kolejlerde okuyan birini bulabilirsiniz. Ben lisedeyken bir arkadaşımın kardeşine haftada bir İngilizce sohbet etmeye gidiyordum.

    Ebru

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s