Matematik Laboratuvarı

Ben okulda verilen eğitimin kesinlikle yeterli olmadığını düşünüyorum. Evde öğrenilenler çok daha önemli. Bu görgü kuralları ve değer yargıları için olduğu kadar matematik ve okuma yazma için de geçerli. Bu sebepten evde Türkçe’yle birlikte İngilizce ve matematik de çalışıyoruz.

Türkçe’nin aksine matematik konusunda kitap bulmakta zorlanmıyoruz. Bu sene Singapore Math serisinin kitaplarına başladık. Haftada bir ünite ilerliyoruz. Ama öyle kuru kuru kağıt üstünde olmaz tabi. Minik bir laboratuvarımız da var.

IKEA’dan abaküsümüz, HABA’dan terazimiz, terazide ölçü birimi olarak misketlerimiz, pergel ve cetvellerimiz var. Arada bir de hesap makinası çıkarıyoruz oyun olsun diye. Pergel kullanmayı daha pek beceremiyorlar. Çocuklar için yapıldığı için sivri olması gereken yeri yeteri kadar sivri değil. İyi saplanmayınca kayıp duruyor kağıttan. Her zaman olduğu gibi rengarek kağıtlarımız ve kalemlerimiz de var. Kağıtlardan geometrik şekiller kesip yapıştırıyoruz. Biraz daha ilerleyince prizmalar, küpler ve koniler yapmaya başlayacağız.

Yeni kitabımızdaki ilk ünitemiz ağırlık karşılaştırmaydı. Resimlerle çeşitli eşyaların ağırlıklarını anlatmaya çalışmışlar. Ağırlık birimi olarak da yuvarlar şekiller kullanmışlar. Belli bir süre sonra sorunun cevabının yuvarlakların sayısı olduğunu anlayınca soruları düşünmeden yapmaya başladılar. Ben de konuya geri dönmek için oyuncak teraziyi ve misketleri getirdim. Evdeki kalem, silgi, oyuncak araba gibi küçük oyuncakların kaç misket olduğunu tartıp yazdık.  Matematik çalışmamız bitince yere oturup misket oynadık!

Kitaplar, oyuncaklar bir yana çoğu zaman çoğu zaman en iyi öğretim araçları en basitleri: Kağıt ve kalem. Ben bunları yazarken yanımda Derin tek ve çift sayıları ve ikiye bölmeyi öğreniyor. Bir sayıyı ikiye bölmek için ortasından çizgiyle ayrılmış sayfanın iki yanına Defne ve Derin için hayali misketleri paylaştırıyor. Arada bir de bana ne yazdığımı soruyor. Senin dedikodunu yapıyorum dersem kızar mı acaba?

Amerika’da matematik eğitiminin gittikçe zayıfladığı çok iyi bilinen bir gerçek. Ne yazık ki seneler geçtikçe okullardaki matematik müfredatları basitleştiriliyor. Okullar ve eyaletler eğitim kalitesini yükseltmek yerine standartları düşürüyorlar. Böylece başarılıymış gibi görünüyorlar. Bu sene Türkiye’de de bir çok şey değişti. Ben uzaktan takip ediyorum ama anladığım kadarıyla okula başlama yaşını küçültürken birinci sınıfta öğrenilmesi gereken konular da azaltıldı. Kavga gürültü beş yaşında okula aldıkları çocuklara pek bir şey öğretmeyecekler gibi gözüküyor.  Bir ülkenin eğitim seviyesiyle refah seviyesinin doğrudan bağlantılı olduğunu herkesin bu kadar iyi bildiği bir gerçekken niye politikacılar göz göre göre hata yaparlar?

Amerika Birleşik Devletleri’nin ve Türkiye’nin Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün 2009’da yaptığı araştırmaya göre fen, matematik ve okuma konularındaki sıralamalarına buradan ulaşabilirsiniz. Sonuçlar pek parlak değil…

Reklamlar
Bu yazı Matematik içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

8 Responses to Matematik Laboratuvarı

  1. Kesinlikle size katılıyorum. Yeni eğitim sisteminin yaratmış olduğu tantanayı azaltmak için müfredatı basitleştirdiler. İleriye gitmemiz gereken yerde geriliyoruz. Basitleştirmek yerine daha etkili ve çocukların seveceği bir hale dönüştürebilirdiler. Evde destek konusuna da aynen katılıyorum. Eğitim hayatında veya özel yaşamlarında başarılı ve sosyal çocuklara baktığımızda eğitimlerinin sadece okula bırakılmadığını mutlaka başka faaliyetlerle desteklendiği görülüyor. http://miniklerveanneleri.com/

    • Defne'nin Annesi dedi ki:

      Ama malesef her anne babanın böyle bir vakti olmayabilir. Okullar sorunluluklarını yerine getirmediklerinde çalışan veya eğitim seviyesi düşük annelerin çocukları en çok etkileniyor. Düzgün bir eğitim sistemi her çocuğa hayatta başarılı olma şansını vermeli.

      • Bir anne baba çocuklarını takip etmek için her zaman vakti olmalı, böyle bir vakti yaratmalı diye düşünüyorum. Bu ille de başında durup ders çalıştırmak anlamında değildir. Ben ilk ve orta okulda annemin çalışmasından dolayı bir hafta yüzünü görmediğim oldu. Biz uyurken eve dönmüş oluyordu, biz uyanmadan da gene işe gitmiş oluyordu. Ama sabah giderken bize uykumuzun arasında bile okulunuz nasıl geçti, derslerin nasıl diye sormayı ihmal etmedi. Destek vermek böyle bir şey. Nice anneler tanıyorum ki eğitim seviyesi düşük ama çocukları için elinden geleni yapıyor, çocuğunu takip ediyor, öğretmeninden bilgi alıyor, bir çaba gösteriyor. Sosyo-ekonomik durumları kötü olan ailelerden gelip de hayatta çok başarılı olmuş nice çocuk var. Evet, okullar sorumluklarını yerine getirmeli ama bu demek değildir ki bu sorumluluk yerine gelince tüm çocuklara başarılı olma şansı vermiş oluyorsunuz. Herkese eşit şans vermek sadece teoride. Pratikte tarihe bakarsanız bugüne kadar böyle bir şey olmamıştır. Tüm anneler iyi eğitimli olsaydı bu defa iki-üç üniversite bitirmiş olanlar daha iyi olacaktı. Herkes zengin olsaydı, bu defa kim daha çok zenginse o daha iyi bir eğitim alacak. Keşke teoride güzel olan şey pratikte de olabilseydi.

  2. metetortop dedi ki:

    Okuldaki eksikleri evde gücümüz yettiğince tamamlamaya çalışaılm da, gücümüz hangi seviyeye kadar yetecek ki?
    Bizde müfredatı “Milli Eğitim” belirliyor, orada da öylemi?
    Sistem, okuldan okula farklılk gösteriyormu?

    • Defne'nin Annesi dedi ki:

      Doğru. Evde kimya labaratuvarı kuracak veya biyoloji için kurbağa alıp kesecek halim yok. Ortaokuldan sonra iyi okul iyice önemli oluyor. Her anne babanın da evde ilgilenecek bu kadar vakti de olmayabilir. Okullar belirli bir eğitim seviyesini tutturmak zorunda.
      Burada Milli Eğitim yok. Kanunen eğitim tamamen eyaletlerin içişleri sayılıyor ve her eyalet kendi eğitim konunlarını yazıyor. Bir çoğu birbirine benziyor tabi ki. Ama eyalet kanunları da oldukça genel. Mesela birinci sınıfın sonuna çocuklar iki basamaklı toplama ve basit çarpma yapacak diye genel hatlar belirleniyor. Müfredatın detayları, kitap seçimi gibi konular okul bölgelerine ait. Okul bölgesi bir veya birkaç şehirden oluşabiliyor. Kitaplar, okulların bütçeleri, yeni okul açılması, öğretmenlerin kontratları okul bölgelerinin sorumluluğunda. Bu seviyede velilerle daha da iyi iletişim kuruluyor. Mesela bizim okul bölgemiz iki sene evvel matematik müfredatlarını ve kitaplarını yenilemeden önce bir kaç ay seçenekleri sergileyip velilerin fikirlerini aldılar. Seçimlerini bu doğrultuda yaptılar. Eğitim bakanlığından eyaletlere, eyaletlerden okul bölgelerine, okul bölgelerinden okullara en kuvvetli yaptırım ise bütçe tahsisi. Benim istediğimi yaparsan, sana para veririm diyorlar yani. Bunu kullanarak Eğitim Bakanlığı eyaletlere biraz karışabiliyor.
      Türkiye’deki merkezcilik rahatsızlık verici. Okullar kullanackları kitapları seçemiyor. Oysa biraz daha rahat bırakılsa daha kaliteli, çalışması ve öğretmesi zevkli, konu yelpazesi geniş ders kitapları yazılabilse ne güzel olur. Ama kontrolü elden bıraktığınızda hangi okulun hangi tarafa kayacağı da belli olmaz tabi. İktidarda kimin olduğuna göre bunun olumlu veya olumsuz olabileceğini düşünebilirsiniz.
      Ebru

  3. pinar dedi ki:

    Benim de ikiz kızlarım Amerikada 1. sınıf öğrencisi (Defne de öyle sanırım)Bu konuda benim kafam çok karışık. Hatta dün veli görüşmesinde matematik konusunda daha fazlasını öğrenmek isteyen kızıma fazlasını öğretmeli miyim sorusunu yönelttim. Sıkmadan öğretebilirsiniz yanıtını aldım ama içim rahat değil çünkü bu sefer de sınıfta sıkılabileceklerinden korkuyorum. Aslında çocukların kapasitesi inanılmaz ve o kapasiteyi kullanmak lazım. Ama mevcut sistemdeki tekdüze eğitim araçları ile çocukları sıkarak değil eğlendirerek, ilgisini çekerek yapmak gerektiğini düşünüyorum. Sizin blogunuzda paylaştığınız yöntemleri çok beğenerek takip ediyorum. Biz evde ancak verilen ödevler çerçevesinde çalışıyoruz açıkçası. Tabii bizde iki 1. sınıf öğrencisi ve bir tane de 2 yaşında çocuk olmasından kaynaklı bir durum. Ama mevcut eğitim araçları ile sınıfta hedefin artırılmasını da istemezdim sanırım. Bizim çocukluğumuz matematikten başka önemli ders yoktur söylemi altında Anadolu Lisesi sınavlarına çalışarak geçti. Kendi çocuklaımın öyle olmasını istemiyorum ama çare de bulamıyorum. Şu anda seçtiğim yol 1. sınıf için tutturulan hedefleri yakalamaları, bunu da kolayca yapabiliyorlar. İşte bu hedef yeterli mi demeliyiz yoksa çok düşük biz yükseltelim mi? Sizin yazınızdan yükseltelim sonucunu çıkarıyorum ama o zaman da sınıf geneli içinde ilgilerini kaybederlerse?

  4. Defne'nin Annesi dedi ki:

    Merhaba Pınar,
    Evet, Defne de birinci sınıfta. Benim bu blogda bahsettiğim çalışmalara başlarken tek amacım çocuklarımın Türkçe seviyelerini İngilizceleriyle aynı seviyede tutabilmekti. Günlük hayatlarının tamamına yakında İngilizce kullandıkları için Türkçe’ye erken başlayarak biraz avantaj vermek istedim. Evde İngilizce ve matematiği desteklemek son bir kaç haftadır yaptığım bir şey. Açıkçası okulda biz bu sene gösterilen hedef seviyeyi ve derste yapılanları yetersiz buluyorum. Bize gelen ödevlerde pek bir şey yok. O sayede vaktimiz oluyor biraz da. Sizin de dediğiniz gibi ”çocukların kapasitesi inanılmaz ve o kapasiteyi kullanmak lazım”. Sınıftaki ilgilerini kaybederler mi bilemem.
    Bu arada ben matematik öğretmeniyim. Anadolu liselerine hazırlık sınavlarını da çok iyi hatırlıyorum. Yine de benim için matematikten daha önemli ders yok, Türkçe dışında 🙂
    Ebru

  5. Ceylinin Annesi dedi ki:

    Söylediklerinizde çok haklısınız. Okuldaki eğitim hiç yeterli dğeil. Bu yüzden Türkiye’de artık önüne geçilemeyen bir kurslar dershaneler, bir sürü paralara özel hocalar silsilesi var. Ancak herkesin maddi gücü buan yetmiyor.
    Evde çocuklarına eğitim verebilmek de, ebeveynlerin vakitlerinden ziyada biraz da ilgi alanları, becerisine dayalı. Her anne istese de sizinki kadar iyi bir ev eğiticisi olamaz.
    Kendi adıma umarım başarabilirim. Şuan 20 aylık olan kızım için el-göz koordinasyonu, el becerileri gibi küçük aktivitelerle oyunlarla öğretmeye çalışıyorum.
    Sizin siteniz bir kaç yıl sonra benim için çok yardımcı olacak..
    Teşekkürler, Sevgiler,
    http://www.ceylinolmez.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s