Kopya çekmek

Bu sanki pek küçük çocuk konusu değil gibi. Kopya deyince akla lise ve üniversite geliyor çoğunlukla. Ama düşünüyorum de ben ilk defa kopya çektiğimde sekiz yaşındaydım. Beni kolej sınavlarına hazırlayan öğretmenimin evinde kızıyla beraber testlerden birinin cevap anahtarını bulmuştuk. O annesinden korktuğu için sınavda kopya çekmedi. Benim ise kimseden korkum yoktu. Ama test bittiğinde kopya çekerek %100 almış olmak beni hiç mutlu etmemişti. Son kopyamı ise orta birinci sınıfta Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi sınavında çektim. Öğrenmeyi istemediğim şeylerin okul hayatımca bana dayatılmış olmasından hiç hoşnut olmamama rağmen bir daha kopya çekmedim. Açıkçası yakalanma riski alabileceğim daha yüksek nota değmiyordu. Daha yüksek not almak için çalışmak daha kolayıma gitti. Ama geçen hafta gazetede okuduğum bir yazı bu konuyu Defne’yle konuşma vaktinin geldiğini söylüyordu. Orada bahsedilen 1999 yılında yapılan bir araştırmaya göre Amerika’daki ilkokul öğrencilerinin yüzde otuzu kopya çekmişti.

Kopya çekmek için önce neden oluşması lazım: Soruları başka türlü cevaplayamamak ve alacağı notun önemi. Defne’lerin sınıfında öğretmenleri onlara sıkça sınav yapıyor. Eve her hafta üstünde not olan bir yazı sayfası ve bir matematik sınavı geliyor. Öğrenciler eminim aldıkları notların farkındalar. Ame henüz o notların onları uzun dönemde nasıl etkilediğinin farkında olmayabilirler. Daha önce de bahsettiğim gibi öğretmenleri karneleri çocuklara değil bize veriyor. Notların önemi daha çocuklara anlatılmış değil. Ama sınavlarda iyi yaptıkları zaman renkli çıkartmalar aldıklarının, hatalarının kalemle düzeltildiğinin eminim farkındalar. Böyle olunca da bilemedikleri bir soru olduğunda yanlarındakilere bakıyorlardır. Hatta bakıyorlar. Ben her hafta sınıflarında onlara kelime grupları yazdırıyorum. Kendileri yapamadıkları zaman hemen yanlarındakilere bakıyorlar. Başlangıçta bu o kadar da kötü değil tabi. Bir şeyin nasıl yapıldığını bilmiyorsan bilen birinden öğrenirsin. Ama bu huy yerleşir de her seferinde bakarlarsa o zaman öğrenemezler. Bir başka örnek günlüklerini yazarken oluyordu. Nasıl başlayacaklarını bilemeyenler, yazacak birşey düşünemeyenler, öğretmenlerinin tahtaya yazdığı örneği defterlerine geçirip ufak detayları değiştiriyorlardı. Giderek yazmayı ilerlettiler, kendi hikayelerini yazdılar. Tabi ki öğretmenlerine baka baka öğrenmeleri çok doğal. Ama bunu ilerletip kendilerine verilern ödevleri başka yerden mesela internetten bulup defterlerine kendilerininki gibi geçirirlerse kopya olur. Yapılana bakıp öğrenmekle başkasının yaptığını kendisininki gibi göstermek arasındaki farkı anlamak yedi yaşında birileri için çok kolay değil. Bir yandan arkadaşlarıyla ortaklaşa bir problemi çözmeye teşvik edilirken bir yanda da sınav yapılırken birdendire tamamen kendi hallerine bırakılınca kafaları karışabilir. Sonuçta öğrenmek bir nevi kopya ekmektir. Yapan birine bakarsınız, taklit etmeye çalışırsınız, sonunda kendiniz yaparsınız. Çocukların ne zaman öğrendikleri ile ne zaman sınandıklarını iyice bilmeleri gerekiyor. Bir de tabi kopya çekerek aldıkları riskin kopya çekmezlerse başlarına geleceklerin riskinden daha fazla olduğunu anlamaları.

Defne’yle Derin evde birbirlerine pek bakmıyorlar. Defne Derin’den daha iyi biliyor, Derin ise başkasının yaptığına bakmayacak kadar gururlu. Ama önlerine zor gelen bir sayfa alıştırma koysam, ucu ucuna bitirecekleri bir zaman süresinde doğru yaparsanız size hediye alacağım desem, karşılarına bir de saat koysam, sürenin bitmesine saniyeler kala biri öbüründen son sorunun cevabını kopya çeker mi? Kapasitelerinin üstünde bu kadar baskıyla ucunda ödülü veya cezası olursa büyük bir ihtimalle evet. Ve buna bir başlarlarsa, devam edebilirler.

Reklamlar
Bu yazı okul içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

2 Responses to Kopya çekmek

  1. metetortop dedi ki:

    İlk okul bitirme, tabiat bilgisi sözlü sınavına girmiş, sorumu almış sıramı bekliyordum.
    1960 ihtilali olmuştu, sınavdan sonra okulla birlikte destek mitingine katılacaktık, yani bir telaş ortamı vardı. Ben de durumun gayet farkında idim!
    Bana sorulan soru kulaktı, ben gözü daha iyi biliyordum, tahtaya kalkıp gözü anlattım. Hiç kimse farkına varmadı ve tam not aldım.
    Bu kopya sayılırmı? Aslında bir tür sahtekarlık tabii ki ama, bu işin doğasında var sanki!

  2. Defne'nin Annesi dedi ki:

    Öğretmen farkına varacak kadar uyanık olsaydı kulağım iyi duymuyor derdiniz. 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s