Tersten okuma

Tersten okumaDefne’nin oyun kitaplarından birinde sağdan sola ayna görüntüsünde yazılmış cümleler vardı. Sanıldığı kadar kolay değil okumak. Defne okurken farkettim ki harf harf okumaya çalıştığı için İngilizce’de çok zorlandı. Sanki İngilizce kelimeleri Türkçe gibi okuyordu. Bazılarını yazıp bir daha okudu. Ben de madem Türkçe gibi okuyor, o zaman Türkçelerini hazırlayayım dedim. Bir taşla iki kuş misali cümleleri atasözlerinden seçtim. Deniz iki hafta önce Türkiye’ye gidip geldi. Gelirken çocuklara Resimli Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü getirmiş. Oradan seçtim. Cümleleri okuduktan sonra ne demek istediklerinden bahsedeceğiz.

Reklamlar
okuma yazma alıştırmaları içinde yayınlandı | , ile etiketlendi | 2 Yorum

Mantık Oyunları

Geçen hafta çocuklar için satranç kitabı ararken bir bulmaca kitabı buldum. İçinde iki hamleli satranç problemlerinden başka benim çocukken çok sevdiğim mantık bulmacalarından vardı. Bir çeşit kim, kiminle, nerede, ne yapıyor oyunu. İpuçlarını takip ederek eşleştirmeleri buluyorsunuz. Eskiden gazetenin pazar ekinde çıkardı. Bir de Türk Hava Yolları’nın Skylife dergisinde. O derginin gezi yazıları da çok güzeldi. Yine nostaljiye daldım batıyorum. Mantık OyunlarıNeyse, Derin’le bir iki tane bu mantık bulmacalarından yaptıktan sonra aklıma çocukların yapabileceği kadar kolay Türkçe mantık bulmacaları hazırlamak geldi. İlki nasıl oynandığını öğrenmek için nispeten kolay. Beş seçenekli olanlar için biraz yardım gerekiyor. Tabi Türkiye’de yaşayanlar soruların cevaplarını zaten biliyor olabilirler. Bir taşla iki kuş misali matematik/mantık oyununun içine biraz da coğrafya/gezi sıkıştırdım. Anıtkabir, Sümela Manastırı, Aspendos, Efes hangi şehirde onu buluyorsunuz. Bir de İstanbul’da nerede ne yenir oyunu var: Bebek’te dondurma (ben Mini’de gül lokumlu dondurmayı seviyorum), Ortaköy’de kumpir, Taksim’de döner. Yalnız gecenin on birinde internette döner resimi arayınca çok fena acıkıyor insan!

Matematik, okuma yazma alıştırmaları içinde yayınlandı | ile etiketlendi | 6 Yorum

Çocuklar için görgü kuralları

Geçenlerde çocuklarla sofra kurallarından bahsediyorduk. Derin sürekli ağzını koluna siliyor. Defne de meyva suyunu ısrarla çorba gibi kaşıkla içiyor. Biri de tuza uzanıyım derken öbürünün meyva suyunu masaya dökünce sofra adabı sohbetinin vakitinin geldiğini anladık. Önce babaları onlara nelerin yapılmaması gerektiğini sırayla gösterdi: Gürültüyle ağzının içini gösterek salatasını çiğnedi. Güzelce höpürdeterek kolasını içti. Ağzını bir güzel kazağına sildi. Kendi yaptıkları şeyleri babaları yapınca çocuklar gülmekten kırıldılar. Evet, ağızları doluydu! Gülmeleri bitip ağızlarındakini yuttuklarında sofrada neleri yapmamaları gerektiğini konuştuk. Birden bire olmuyor tabi. Her akşam tekrar bahsi geçiyor. Sofra adabından bahsettikten sonra diğer görgü kurallarından da konuştuk. Ben de konuştuklarımızı oturup yazdım.

Çocuklar için görgü kuralları

seahawksMavi ve yeşil renk seçimi pazar günkü Amerikan futbolu maçıyla alakalı. Bizim tuttuğumuz takım Seahawks final oynuyor 🙂

çocuklar büyürken içinde yayınlandı | 7 Yorum

Bildiğimiz kitap 2 – Elektronik kitap 1

Harry Potter serisinin kitaplarıDefne ve Derin’in Kindlelarından (elektronik kitap okuyucu) bahsetmiştim. İkisi de çok seviyorlar. Defne bir ara elinden bırakmıyordu. Bütün arkadaşlarıma da tavsiye ettim çocuklarına alsınlar diye. İki hafta önce Defne Harry Potter serisinin 7. ve son kitabını (sonunda!) bitirdi. Sabah, öğlen, akşam, yemekte, arabada, her yerde okuyordu. Sonuna yaklaştıkça bir an önce bitirme isteğiyle elinden bırakamadı Kindle‘ını.  Çocuğuma “Yeter artık, okuma artık!” diyeceğim hiç aklıma gelmezdi.

Fakat sonra hiç tahmin etmediğim bir şey oldu. Bütün kitapları okuyup bitirdikten sonra kitapların bazılarını tekrar okumaya başladı. Ama bu sefer normal kitaplardan, sayfaları çevirerek. Hatta aynı anda birkaç kitabın içinden beğendiği bölümleri okuyor. Bütün seri başucunda duruyor. Deniz’in Defne Kindle’dan kitap okumaya başladığında “O kitapları boşuna almışsın,” dediği kağıt kitaplar Defne’nin elinden düşmüyor!

Elektronik kitap basılı kitabın yerini tutamaz. Sayfalarını çeviremezsiniz. Beğendiğiniz yeri tekrara okumak için kolayca arayıp bulamazsınız. Elektronik kitaplarınızı çocuklarınıza ve torunlarınıza bırakamazsınız. Sahaflarda eski elektronik kitap bulamazsınız. Elektronik kitaplar evinizi güzelleştirmez; rafları dolduramaz. Ben kitap çok seviyorum. Sadece okumayı değil kitapların kendilerini seviyorum.

Defne'nin Kitaplığı

Kitapçılarda vakit geçirmeyi, dedemin kitaplarını okumayı, kitaplarımı raflara tekrar tekrar dizmeyi, evi kitaplarla dekore etmeyi seviyorum.

Evet, seyahatlerde, uçakta elektronik kitaplar çok pratik oluyorlar. Ama evde elime bir kahve aldığımda kitaplığımın karşısına oturup kitabımı diğerlerinin yakınında okumak daha zevkli oluyor.

www.booksaboutturkey.com

Çocuklarım da benim gibi kitapları sevsinler istiyorum. O yüzden bütün dağınıklığı göze alarak durmadan eve kitap alıyorum!

blog içinde yayınlandı | 9 Yorum

Sesli kitap

Defne ve Derin kitap dinlemeyi çok seviyorlar. Özellikle gece yattıklarında kitap okuyamayacak kadar uykuları geldiğinde ışıklarını söndürüp Kindle‘larında kitap dinliyorlar. Defne son altı aydır Harry Potter serisine dalmış vaziyette. Kitaplarını okuyor, kitapları bitince filmlerini seyrediyor, uyumadan önce de kitapları dinliyor. Derin ise bu aralar Keloğlan masalları dinliyor. Babaları nereden bulup indirmiş bilemiyorum. Bilemiyorum çünkü Türkçe sesli kitap satın almak bildiğim kadarıyla mümkün değil. Ben internetteki kitapçılarda aradım bulamadım. Sizin bildiğiniz bir kitapçı varsa lütfen söyleyin. İnternet köşelerinde aranmaktan kurtulalım.

Sesli kitap çok pratik. Arabada giderken, yolda yürürken, uyumak üzereyken ve müzik dinleyebileceğiniz her durumda aynı şarkıları tekrar tekrar dinlemek yerine kitap dinleyebilirsiniz. Gözleriniz de yorulmaz.  İngilizce kitaplarda seçenekler çok fazla. Çok satan bütün kitapların sesli kitapları da oluyor. İspanyolca kitapları da bulabiliyoruz. Ya satın alıyoruz, ya da kütüphaneden ödünç alıyoruz. Ama Türkçe kitap bulamıyoruz.

Geçenlerde Deniz’le (Defne ve Derin’in babaları) konuşurken aklıma ortaokulda bir körler okuluna yaptığımız ziyaret geldi. Türkiye’de bu okulların kütüphanelerinde sesli kitapların olabileceğinden bahsettik. Deniz de Milli Kütüphane‘nin internet sayfasına girip bakmış. Üyelik formunu doldurmuş. Tam sesli kitap alabileceği için sevinirken karşısına şu yazı çıkmış:

Milli Kütüphane

Neden Türkiye’de kitap dinleyebilmek için kör olmak gerekiyor? Okumayı bilmeyenlere, okumayı yeni öğrenen çocuklara, oturup kitap okuyacak vakit bulamayanlara, gözleri bozulmaya başlayan yaşlılara, haftanın on saatini arabasında veya otobüste trafikte geçirmeye mecbur olanlara, yurtdışında yaşayıp çocukları Türkçe öğrensin diye çabalayanlara, okumayı sevmeyen ama dinlemeyi sevenlere yazık değil mi? Neden mevcut bir kaynağı ülkede yaşayan insanların çoğundan saklamak gereğini duyuyorlar? Ben anlayamıyorum. Bu durumda babam bana “Çok Amerikalı oldun sen kızım” der herhalde. Anlamayacak ne var ki? Gözün görüyorsa aç adam gibi kitap oku!

blog içinde yayınlandı | 10 Yorum

Çocuk İstismarını Önleme Konusunda Çocuk Güvenliği Aktivite Kitabı

kapakÇocuk istismarı her ülkede önlemler alınmasını gerektiren bir sorun olarak karşımızda. Bu konuda çalışan uzmanlar fiziksel istismarın çok daha yoğun olduğunu, çocuklarımızın yarısının fiziksel istismar yaşayarak büyüdüğünü, istismarın yanısıra çok yaygın  bir ihmal konusunun olduğunu vurgulamaktalar. Her 3 kız çocuktan 1’inin cinsel istismara uğradığı ve bu verilere çocuk gelinlerin dahil edilmediği bir ülkemiz var.  Buna karşılık Türkiye’de çocuk istismarının önlenmesine ilişkin sesler her geçen gün biraz daha artıyor. Bu sadece Türkiye’nin sorunu değil; yurtdışında da bu konuda farkındalığın artmasına yönelik çalışan pek çok organizasyon var. Bundan bir süre önce yurtdışında yaşayan iki Türk anne, çocuklarının devam ettiği devlet okulunun yönlendirmesi ile,  çocuklarının ve kendilerinin çocuk istismarını önleme konusunda bilgilendirilmesini içeren bir programa dahil oldular. Bu programın (www.thechildcenter.org) çok yararlı olduğunu düşündükleri için bu süreci detaylı olarak bloglarına (www.onlineanne.com) taşıdılar. Ailelerin ve çocukların istismar konusunda bilmesi gerekenler konusunda çok aydınlatıcı buldukları bu programın gelir seviyesinden bağımsız Türkiye’deki her çocuğun da hakkı olduğunu düşünüyorlar.

Türkiye’de böyle bir programın, en azından bahsedilen çocuk aktivitelerinin yararlı olacağını düşünen öğretmenlerden, annelerden, hatta kurumlardan kaynaklara ulaşmak isteyen mailer aldılar. Bahsettikleri programdaki tüm bilgiler İngilizce ve Almanca olduğu için de bu bilgileri ellerinden geldiği kadar Türkçe bir içerik altında toplamaya çalıştılar. Böylece çocuklar ve ebeveynler için çocuk istismarı hakkında çocuklarımıza öğretmemiz gerekenleri içeren Türkçe bilgilendirici aktivite kitabını herkesin kullanımına açtılar.

Bu kitapçığın amacı, Türkiye’de büyük eksikliği bulunan bir alanda, bütçesi olan, geniş kapsamlı, devlet destekli, kurumsal bir proje ile somut adımlar atılana kadar, ebeveynlerin kendi çocukları için kullanabilecekleri bilgilendirici bir Türkçe konuşma malzemesi yaratmak. Kullandıkları referanslar kitapçığın en arkasında yer almakta. Bu kitapçığı buradan indirebilirsiniz.”Bu kitap nereden çıktı” konulu yazıların linklerini de aşağıda bulabilirsiniz.

Bu iki anne ulaşabildikleri herkesten “Bu kitapçığı beğenirseniz yayın”, “Beğenmezseniz bize neden beğenmediğinizi bildirin” ricasında bulunuyorlar. Ayrıca benzer bir projeyi daha küçük bir yaş grubu için uygulamaya koyan Kırmızı Biber Derneği’ni de (http://www.kirmizibiberdernegi.org/ketenhelvaprojesi.htm) destekleme çağrısı yapmaktalar.

Bu kitapçığı  çocuğunuzun algısına, yaşına, ihtiyaçlarına uygun olarak, zamanı geldiğini düşündüğünüzde, ister tek tek sayfalar halinde; isterseniz bir seferde bir 15 dakikanızı ayırarak kullanabilirsiniz. Bu konuyu sadece cinsel taciz boyutunda değil, çocukların kendi haklarını ve hakları ellerinden alınırsa yapabileceklerini öğrenmesi olarak düşünmek mümkün. Ve bunu aileler de, öğretmenler de çocuklara öğretebilir. Elde olan bu kaynağı  kendi filtrelerinden geçirerek çocuklarının gelişim düzeyine ve ihtiyacına göre kullanmak ailelerin insiyatifine kalmış. Ulaşabildiğiniz aileleri de bu kaynaktan haberdar etme kararı da sizlere… Yararlı görürseniz paylaşmanız, ama yararlı görmezseniz de “beğenmedik çünkü…” diye bir ses vermeniz dileğiyle…

Bu konudaki yazılar:
Çocuk İstismarı Konusunda Çocuklara Öğretilmesi Gerekenler (http://www.onlineanne.com/2012/11/18/cocuk-istismari-konusunda-cocuklara-ogretilmesi-gerekenler/)
Çocuk İstismarını Önleme Konusunda Yapabileceklerimiz (http://www.onlineanne.com/2013/12/09/cocuk-istismarini-onleme-konusunda-yapabileceklerimiz/)
OLA ile Onbeş Dakika: Çocuk İstismarı Güvenlik Aktiviteleri  (http://www.onlineanne.com/2013/12/09/ola-ile-onbes-dakika-cocuk-istismari-guvenlik-aktiviteleri/)
Çocuk Güvenliği Aktivite Kitabı hakkında sık sorulan sorular (http://www.onlineanne.com/2013/12/12/cocuk-guvenligi-aktivite-kitabi-hakkinda-sik-sorulan-sorular/)

çocuklar büyürken içinde yayınlandı | 3 Yorum

Yılbaşı ağacımızı süsledik

Bu seneki yılbaşı ağacı temamız ülkeler. Son iki aydır Derin coğrafyayla pek ilgili. Daha çok Amerika’daki eyaletleri öğreniyor. Kindle Fire’da oynaması için ona Stack the States diye bir oyun almıştık. Merak oradan. Ben de biraz ufku genişlesin, ülke sınırlarının dışına çıksın diye yılbaşı ağacımızın temasını ülkeler olarak belirledim. Önce küçük bayraklar hazırladık. Kalın kartona bayrak resimleri yapıp

bayraklar

üstlerini simle kapladık. Evet, o simler evin her tarafına bulaştılar. Sonra ağacın tepesine koymak için internetten küçük bir dünya aldık. Onu da renklerine göre simle kaplayacaktık ama yılbaşından sonra da kullanabilelim diye vazgeçtik. Geçen sene ağacımıza mandaldan bebekler yapmıştık. Bu sene onlara değişik ülkelerden eklemeler yaptık. 10 santimlik bir bebeğe kazak dikmek insanın kafasını çok güzel dinlendiriyor.

Bebekler1

Meksikalı dansçıyı, şehzadeyi ve İngiliz askeri geçen sene yapmıştık. Kızılderili kızın ilham kaynağı American Girl bebeklerinden Kaya.  Rus kızı da Pottery Barn’ın bebeklerinden birine benzetmeye çalıştık.

Bebekler2Pembe ve mavi elbiseli kızlar aslında Filipinler’i ve Viyetnam’ı temsil ediyor. Defne onları Children Just Like Me kitabındaki resimlere bakarak yaptı. Viyetnamlı kızı yaparken koyu kahverengi yünümüz bitti. O yüzden saçlar kızıl. En sağdaki de Defne’nin kendisi. Ben ona kedili şapka, eldiven ve kaşkol yapmıştım. Dikkat ederseniz kızın şapkası kedi şeklinde.

Bebekler3

Bunların hepsi geçen seneden. İtalyan palyaço ve Türk kabadayı temamızı tamamlıyor. Balerin Rusmuş, Defne öyle dedi. Noel Baba ve Kardan Adam ise bunun bir yılbaşı ağacı olduğunu hatırlatmak için oradalar.

pegdolls4Kovboy buralı. Yanındaki Hürrem Sultan, saçları turuncu. İngiliz saray muhafızı Tayland’lı dansçı kıza eşlik ediyor. En son ışıklarımızı taktık. İki sene önce yaptığımız ay yıldızlı kırmızı topları da astık. Ve ağacımız bitti.

agac

Şimdi altına koyulacak hediyeleri bekliyor! Hediyeler arasında Avrupa haritası yapbozu, Stack the Countries oyunu ve bayraklı çıkartma kitabı var 🙂

oyun-oyuncak içinde yayınlandı | 12 Yorum

Ülkeler ve Bayrakları

Ülkeler_2Uzun zamandan beri ilk defa yeni bir alıştırma seti hazırladım. Geçen haftaki çok kültürlü geceden beri gündemimizde ülkeler ve bayrakları var. Bir yandan da yılbaşı ağacımıza bayrak süsler ve değişik ülkelerden mandal bebekler yapıyoruz. Ben de araya bu okuma yazma alıştırmasını sıkıştırayım dedim. Bu sette çoğunlukla ülkeler ve bayrakları var. Yılbaşı süslerimizi yaparken bayağı öğrendik. Ülkelerin bulundukları kıtalar ve konuşulan dillerle ilgili sayfalar da var. Bir sayfada altı dilde “Merhaba” yazıyor. Son iki sayfayı okuması biraz uzun. Ülkelerle ilgili bilmeceler yazdım. Sizin bu aralar ülkeler ve bayraklarıyla ilgilenmiyorsanız şubatta kış olimpiyatları sırasında veya 23 Nisan’da belki tekrar uğrarsınız buraya. İsterseniz burada ülkelerle ilgili iki tane daha alıştırma seti var.

okuma yazma alıştırmaları içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Defne ve Derin’in okulunda çok kültürlü gece

Defne_EbruDün gece okulda İkinci Geleneksel Çok Kültürlü Gece’ye gitiik. İlkinden beri bir sene ne kadar da çabuk geçmiş! Defne bir yaş büyümesine rağmen aynı kıyafetin içine girerek beni sevindirdi. Ama gelecek sene için bu yaz mutlaka Türkiye’den birşeyler almak lazım. Bu sene ben de kostümle gittim. Bir arkadaşımın folklör kıyafetini ödünç alıp kafama aynı renkte bir şapka yaptım. Deniz hangi yörenin kıyafeti olduğunu anlamadı ama okuldaki kimse anlayamazdı zaten. Yine aileler değişik ülkelerin yemeklerini yapıp getirmişlerdi. Defne bu sene patlıcan yapmamı istedi ama vakit olmadı. Patlıcanlar hafta sonu bize kısmetmiş. Biz başkalarının getirdiklerini yedik. Defne’nin öğretmeni okulun spor salonuna okuldaki öğrencilerin ailelerinin geldiği ülkelerin bayraklarını asmıştı. Ne yazık ki Türk bayrakları yokmuş. Olsaydı burada resimi olurdu zaten.Yemekten sonra her sınıf bir kıtayı temsilen gösteri yaptı. İkinci sınıflar Meksika müziğiyle dans ettiler.

Bu müzik bana çok tanıdık geldi. Bunun Türkçe bir şarkısı yok muydu?

Ne tesadük ki bizim bu seneki yılbaşı ağacımızın da teması dünyadaki ülkeler. Geçen hafta Defne ve Derin’le birlikte ağaca asmak için bayraklar yaptık. Bu aralar da mandallardan çocuklar yapıyoruz. Bitince onların da resimlerini koyarım.

okul içinde yayınlandı | 5 Yorum

Şükran Günü

Ülkeler, gelenekler, zaman değişse de bayram heyecanı değişmiyor. En çok çocuklar heyecanlanıyorlar. Hazırlıkları büyükler yapıyor. Mutlaka ailece yenilen güzel bir yemek oluyor. Çocuklara yeni kıyafetler alınıyor. Ve de okullar tatil oluyor. Biz Türkiye’den ayrıldığımızdan beri bayram kutlamıyorduk. Son üç senedir çocuklarla buradaki bayramları kutluyoruz. Buradaki hayatın ritmiyde Türkiye’deki birbirini tutmuyor. Üstünden o kadar zaman geçince de eski alışkanlıklar unutuluyor. Benim çocukluğumda bayramlar nasıldı diye düşündüm bu hafta.

Her bayram anneanneye ve babaanneye gidilirdi. Dedeler de zaten orada olurlardı 🙂 Şeker Bayramının birinci günü birine gidildiyse, Kurban Bayramının birinci günü diğerine gidilirdi. Mutlaka yeni kıyafetler alınırdı. Babamı bilmem ama annemle ben alırdık. Bayramlık olmadan bayram olur mu? Sonra mendil içinde bayram paraları toplanırdı. Tabi temiz mendilin içine pis para konulmayacağı için anneannem bayramdan önce bankaya gidip yeni para alırdı mutlaka. Herhalde parayı anneannem verdiği için dedemlere değil anneannemlere gidilirdi. 🙂 Bayramların çoğunu aynı hatırlıyorum. Ya da aslında bir çoğunu hatılamıyorum. Hepsi aynı gibi geliyor. Ama kuzenimle bayramlık kıyafetlerimizle bahçede bir koyunun kesilmesini seyrettiğimiz kurban bayramını unutamıyorum. Sonra bizi anneannemin komşusuna el öpmeye gönderdiler. El öptük, mendillerimizi aldık ve kanepeye yerleştik. Bize ince belli bardakta demli çay ikram ettiler. Kuzenim daha küçük olduğu için ona paşa çayı verildi. Bana çok sıcak çay. Çaylarımızı içtik. Sonra bekledik, bekledik, bekledik… Gelen giden oldu. Bizi sanki orada unuttular. Ne kadar kaldık bilemem tabi. Belki çok sıkıldığımız için uzun gelmiştir. Nasıl cesaretimizi toplayıp kalkıp gittik hatırlamıyorum.

Burada yarın Şükran Günü. Amerikalıların bir nevi hasat bayramı. Defne bir haftadır yeni kıyafetini ve ayakkabılarını giymeyi bekliyor. Akşam beraber yemek yiyeceğiz. Şükran Günü biter bitmez Noel hazırlıkları başlayacak. Ağaç çıkacak, süslenecek. Bir heyecan daha. Bayramlar farklı olsa da heyecanları farklı değil aslında. Ama bayramı bayram yapan aile olmayınca biraz buruk oluyor. Bunu çocukların anlaması zor. Onlar doğduklarından beri aileden uzaklar.

hindi2

Yine de Derin okulda yaptığı resimde bütün aile var. İki dede tek çöp adamla temsil edilmiş. Teyzeleriyle eniştelerinin isimleri de biraz Amerikanlaştırılmış. Herhalde öğretmeni okuyabilsin diye 🙂

çocuklar büyürken içinde yayınlandı | 1 Yorum